top of page
Search

Calgary 1988. Bir Olimpiyattan Fazlası!

  • 7 days ago
  • 4 min read

Bazen bir şehre yalnızca bir görev için gidersiniz. Bir organizasyon, bir toplantı, bir şampiyona.. Ben de bir iş seyahati için Kanada'nın Calgary şehrine gitmiştim. Ama bazı şehirler vardır ki, sizi sadece bugüne değil, geçmişin katmanlarına da davet eder.


Kanada’nın Calgary şehri, benim için tam olarak böyle bir yer oldu. Kadınlar Dünya Curling Şampiyonası vesilesiyle bulunduğum bu şehir, yalnızca modern sporun değil, aynı zamanda tarihsel kırılmaların da sessiz bir tanığı. Sokaklarında yürürken hissettiğim şey sadece soğuk değildi, benim açımdan hüzünlü bir geçmişi de vardı.


1988 yılında Calgary'de Kış Olimpiyatları düzenlendi. Ben henüz 5 yaşımdaydım. Olimpiyata dair hiç bir şey hatırlamıyorum hatta o yıllarda herhangi bir yayın olduğuna da ihtimal vermiyorum. Ülkemizde spor kültürünün tam olarak yerleşmediğini düşünürsek 1988 yılında bir kış spor organizasyonunu takip edecek insan sayısı toplam nüfusun yüzde 5'i dir herhalde... Günümüzde bile en son gerçekleşen Milano Cortina Kış Olimpiyat Oyunlarını kaç kişi takip etmiştir ki!



Neyse o yıllara geri dönersek, 1988 yılında burada düzenlenen 1988 Kış Olimpiyatları, bir spor organizasyonu gibi görünse de, aslında çok daha derin bir anlam taşıyordu. O günlerde kimse tam olarak farkında değildi belki… Ama bugün geriye dönüp baktığımızda, bunun bir dönemin kapanış sahnesi olduğunu görebiliyoruz.


1988 Kış Olimpiyatları, Sovyetler Birliği için yalnızca bir olimpiyat değildi, bir vedaydı. Son kez Kızıl Bayrağın dalgalandığı bir olimpiyattı.


Soğuk Savaş boyunca spor, yalnızca performansın değil, ideolojilerin de yarıştığı bir alan olmuştu. Olimpiyat madalyaları, ulusal gururun ötesinde, sistemlerin üstünlüğünü kanıtlama aracıydı. Bu bağlamda Sovyetler Birliği için her olimpiyat, sahada kazanılan bir mücadeleden çok daha fazlasını temsil ediyordu.


Calgary 1988’de Sovyet spor sistemi hala zirvedeydi. Madalya sıralamasında birinci oldular. Toplamda 11 altın, 9 gümüş ve 9 bronz madalya olmak üzere 29 madalya kazandılar. Disiplin, planlama ve devlet destekli / kamu kaynaklı spor modeli hala etkisini gösteriyordu.


Ancak tarihin ironisi tam da burada gizliydi. Bu, onların son büyük zaferiydi.


Son kızıl bayrak.

Son marş.


Olimpiyatlardan sadece birkaç yıl sonra, 1991’de Sovyetler Birliği dağılacak ve o güçlü spor makinesi tarihe karışacaktı. Ama Calgary’deki o an, bu çöküşün hemen öncesindeki “son parlama” olarak hafızalara kazındı.


Kış Olimpiyatlarının yapıldığı yerleşkeyi ve tesisleri gezme fırsatım oldu. Her tesiste o dönem yarışmış o efsanevi sporcuların ruhları sanki hala orda yarışıyormuş gibi bir hisse kaplıyordum. Özellikle Sovyet sporcuların kendi ülkelerinden binlerce kilometre uzaktaki bir ülkeye gitmeleri ve bilmeden de olsa son kez Kızıl Bayrak için yarışmaları tarihte yerini alan bir mihenk taşı niteliğindeydi. Bunu bile hissedebiliyor olmak benim için çok keyifliydi.



Olimpiyatların sadece güç ve başarı hikayelerinden ibaret olmadığını bize hatırlatan başka bir anlatı daha vardı Calgary'de.


Jamaika kızak takımı.


Tropikal bir ülkeden gelen bu sporcular için buz, alışılmış bir zemin değildi. Ne altyapıları vardı ne de köklü bir gelenekleri. Ama yine de oradaydılar. İlk kez oradaydılar. Sovyet sporcular için bir son olan Calgary Kış Olimpiyatları, Jamaika için bir ilkti. İlk kez Jamaika bir kış olimpiyat oyunlarında temsil edildi.


Belki teknik olarak en güçlü takım değillerdi. Ama hikayeleri, olimpiyat ruhunun özünü temsil ediyordu.


Yarış sırasında yaşadıkları kaza, spor tarihinin en dramatik anlarından biri olarak kayda geçti. Kızakları devrildiğinde, yarışın bittiğini düşünenler yanıldı. Çünkü onlar pes etmedi. Kızaklarını omuzlayıp yürüyerek bitiş çizgisine ulaştılar. Düşünebiliyor musunuz Olimpiyat Ruhu tam da bu olsa gerek!


Bu sahne, insanlara olimpiyatların “kazanmak” ile ilgili olmadığını, bazen sadece “devam etmek” ile ilgili olduğunu gösterdi. Yıllar sonra bu hikaye Cool Runnings ile popüler kültürde yer buldu. Ancak gerçek hikaye, filmin sunduğundan çok daha derin bir anlam taşıyordu:


Bu, küresel spor düzenine dışarıdan gelen bir ülkenin, kendi varlığını kabul ettirme mücadelesiydi.


Jamaika kızak takımının kızağı bugün Calgary WinSport yerleşkesinde sergileniyor.



Bugün Calgary’de bulunduğunuzda, geçmişin izlerini sadece olimpik yapılarda değil, günlük yaşamın içinde de görüyorsunuz. Okul çağındaki öğrenciler hafta içleri okul günlerinde olimpiyat tesislerine gelerek kayak yapmayı öğreniyorlar. Çocuk, genç, yaşlı demeden her yaştan insan hafta sonları olimpiyat tesislerine gelerek kış sporları yapıyorlar. 1988 yılında yapılan tesisler hala kullanılıyor ve yerleşkeye yeni, modern yapı ve tesisler de inşa edilmiş.


Tam da burada özellikle Curling sporundan biraz bahsetmek isterim.


Curling, kökeni ortaçağa kadar uzanan ilk kez Avrupa'da İskoçya'da oynanmaya başlanan ve köklerini Kuzey Amerika'ya kadar yayarak bugün özellikle Kanada'da hemen hemen herkes tarafından bilinen ve sevilen bir kış sporudur. Curling Kanada yani Kanada Curling Federasyonu verilerine göre bugün Kanada'da 1 milyondan fazla lisanslı curling sporcusu bulunmaktadır.


Kanada'da hemen hemen her eyalette, her şehirde ve neredeyse her kasabada bir curling kulübü ve curling salonu var. Curling bu ülkede kış sporları arasında çok popüler. Şöyle bir örnek daha vereyim, Montreal Curling Kulübü 1807 yılında kurulmuş!


1807 yılından bahsediyoruz... Düşünün o yıllarda Osmanlı İmparatorluğu, Çarlık Rusya, Avusturya İmparatorluğu, Fransız İmparatorluğu (1807, Napolyon'un Rusya ve Prusya'yı yenerek Tilsit Antlaşmalarını imzaladığı ve gücünün zirvesine ulaştığı yıldı) gibi devletler hala ayakta ve var olma mücadelesi veriyordu. Amerika Birleşik Devletleri ise bağımsızlığını kazanalı henüz 30 yıl olmuştu.


Dünya bu haldeyken, Kanada Montreal'de Fransız monşerler Curling oynamak için Montreal Curling Kulübü kurmuştu. Gerçekten büyüleyici...


Neyse konumuza geri dönersek, Kanada’da curling, bir spor dalı olmanın çok ötesinde. Bir kültürel pratik adeta.


Yerel kulüplerde insanlar sadece rekabet etmek için değil, bir araya gelmek için curling oynuyor. Maçtan sonra birlikte vakit geçirmek, sohbet etmek, topluluk oluşturmak bu sporun ayrılmaz bir parçası. Bu yönüyle curling, modern sporun profesyonelleşmiş ve ticarileşmiş yapısına karşı alternatif bir model sunuyor aslında; topluluk temelli bir spor.


Türkiye’de curling’i büyütmeye çalışan biri olarak, burada gördüğüm şey aslında bir hedefin somut haliydi. Çünkü bir sporun kalıcı olması, sadece milli takımların başarısıyla değil, toplumun o sporu sahiplenmesiyle mümkün. Toplum olarak önce sporu hayatımızın merkezine koymalı, spor odaklı bir politika ile spor yönetimini baştan dizayn etmeliyiz. Spor kültürü önce ailede, sonra çevrede sonra da okullarda başlar. Sen sporu sev ki sporu sevdiresin...


Calgary şehrini farklı kılan bir diğer unsur ise olimpiyat sonrası yarattığı sürdürülebilir yapı.


Birçok şehir için olimpiyatlar, geçici bir vitrinden ibarettir. Ancak Calgary için bu, uzun vadeli bir dönüşümün başlangıcı oldu. 1988’de inşa edilen tesisler bugün hala aktif. Sporcular yetiştirilmeye devam ediyor. Kış sporları günlük yaşamın doğal bir parçası hâline gelmiş durumda.


Bu durum, spor organizasyonlarının sadece kısa vadeli başarılar değil, uzun vadeli kültürel etkiler yaratabileceğini gösteriyor. Calgary bu anlamda bir “model şehir" diyebilirim.


Umarım ülkemizde de spor hak ettiği değeri en kısa sürede bulacaktır. Bir spor yöneticisi ve spor bilimci olarak tüm gayem ile bu amaca hizmet etmeye devam edeceğim.


Bu yazıyı toparlamak gerekirse;


Calgary’de geçirdiğim süre bana sporun çok katmanlı doğasını yeniden hatırlattı.


Bir yanda dağılmak üzere olan bir süper güç Sovyetler, diğer yanda imkansızı deneyen küçük bir ada ülkesi Jamaika ve tüm bunların ortasında kendi spor kültürünü inşa etmiş bir toplum…


Hepsi aynı kıtanın üzerinde buluşuyor.


Spor, sadece rekabet değildir. Aynı zamanda bir anlatıdır.


Ve bazen, en güçlü hikayeler tam da bu anlatı üzerinde yazılır.


Bilim ve felsefe ile..


Kalın sağlıcakla...











 
 
 

Comments


© 2025 by Spirit of Science. All rights reserved.

bottom of page