Kartalkaya'nın Ardından
- UTKU YALÇIN
- Jan 27, 2025
- 3 min read
Bolu Kartalkaya otel yangınında yitip giden aileler ve geride kalanlara dair, bir de bu vahim olayın sosyolojik ve ideolojik boyutu ile ilgili bir yazı kaleme almak istiyordum fakat içimde sebebini kavrayamadığım bir nedenden dolayı şu ana kadar sadece gözlemlemek ile yetindim. Fakat aklımdakileri yazmak için daha fazla da beklemek olmazdı...
Öncelikle bu trajik olayı sosyolojik bir perspektifte ele almak istiyorum. Bu felaket, toplumsal yapımızın derinliklerinde yatan dinamikleri ve çatlakları görmemizi sağladı. Bu tip büyük ölçekli olaylar toplumda dayanışmayı ve kolektif sorumluluk bilincini sınar. Hayatını kaybeden insanlar ve onların öyküleri, sadece geride kalan aileleri için değil toplumun diğer kesimleri için de bir trajedi oluşturmaktadır. Toplumun bu tür olaylara verdiği tepkiler dayanışma kültürünün ne kadar güçlü ya da eksik olduğunun bir göstergesidir. Toplumda yaşayan bireylerin bu acıyı ortak olarak hissetmesi, kayıp yaşayan aileleri yalnız bırakmaması ve toplumun her kesiminden insanın bu trajedi sonrası tepki vermesi kolektif bir toplumsal dayanışmanın örneğidir. Bu acı olay sadece bir otel yangını değil, aynı zamanda toplum için büyük ölçekli bir travmadır. Bu olay toplumun kriz anında nasıl tepki verdiğini ve örgütlendiğini, devlet kurumlarının ve özel sektörün nasıl bir sınavdan geçtiğini de ortaya koyar. Bu olay sadece bireysel ihmallere indirgenemez, sistematik sorunlarla da ilişkilendirilmesi gerekir.
En büyük sistematik sorun içinde bulunduğumuz kapitalist yönetim sistemidir. Kapitalist ülkelerde üretim araçlarına sahip olan mekanizmalar yalnızca o üretim aracından elde edeceği kârı düşünürler. Daha fazla kâr elde edebilmek için daha az maliyetli işçi çalıştırırlar, deneyimsiz ve kalifiye olmayan personele daha az ücret verdiğinden bu tip işçileri çalıştırmayı tercih ederler, üretim aracının gereksinimlerini minimum düzeyde karşılarlar ve kârı düşürecek olan ek maliyetlerden kaçınırlar. Kapitalist toplumlarda devlet her zaman üretim araçlarına sahip olanları korumaya yönelik yani özel mülkiyeti / burjuvaları savunmaya ve teşvik etmeye yönelik politikalar oluşturur. Daha basit bir ifade ile bu vahim olayda üretim aracı bir oteldir ve otelin sahibi ise o üretim aracına sahip olan burjuvazinin bir patronudur. Kapitalizmde sistem yüksek kâr getiren üretim aracı için bu kârlılığının devam etmesi yönünde çalışır. Yani hani diyoruz ya denetim yapılmamış, otelde yangın merdiveni tek, ahşaptan yapılmış, çalışan personeller deneyimsiz, fazla saat çalışıyorlar, otelde son teknoloji bir yangın söndürme sistemi yok vb.. İşte sıraladığımız bu nedenler ek maliyetler oluşturmaktadır ve kapitalist toplumlarda özel mülkiyet sahipleri bu ek maliyetlerden kısacası kârını azaltacak her türlü iş ve işlemden kaçınırlar. Otelin bu eksikliklerinin devlet karşısında bir yaptırımı var mıdır? Şu zamanda kadar yokmuş ki otel bu şekilde işletilmeye devam etmiş.
Sosyalist düşünce biçimi, buna benzer kriz ve felaket durumlarında bireysel sorumluluk yerine ortak sorumluluğu önde tutar. Yangının meydana gelmesindeki ihmaller ve sonrasında ortaya çıkan aksaklıklar ve yetersizlikler, özel mülkiyetin ve kâr odaklı işletme anlayışının bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Marksist teoride kapitalist sistemin krizleri bireylerin hayatını hiçe sayan sadece kâr mekanizmasının çalıştırılmasına yönelik bu anlayış, bu trajedinin altında yatan temel nedenlerdendir. Sermaye sahiplerinin maliyetlerden kaçınma çabası maalesef güvenlik önlemleri ile kamu yararını ilgilendiren konuların ihmal edilmesine yol açmıştır.
Sosyalist toplumlarda otelin kâr amacı gütmeyen kolektif bir işletme olarak faaliyet göstermesi, güvenlik standartlarının bir yük olarak değil, bir zorunluluk olarak ele alınmasını sağlar. Ayrıca kriz yönetiminde ve yangın sonrası destek mekanizmaları bireylerin değil, toplumun genel refahını esas alacak şekilde organize edilirdi. Bu tür bir sistem geride kalanların travmalarıyla başa çıkmalarını da kolaylaştırırdı hiç şüphesiz.
Bunları yazmak istedim çünkü, böyle bir trajik olay sonrası toplumsal yapımızın bu tür krizlere nasıl yanıt verdiğini de tartışmaya açmak istiyorum. Geride kalanların yaşadığı acıları hafifletmek ve benzer trajedilerin yaşanmaması için toplumsal dayanışma ve sistematik reformların önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Sağlıcakla kalın...




Comments