Kapitalizm ve Anlam Krizi. Nietzsche ‘Influencer’ları Görse Ne Derdi?
- UTKU YALÇIN
- May 12, 2025
- 2 min read
Dijitalleşen dünyada milyonlarca insan global düzeyde sosyal medya platformlarını kullanıyor ve kendilerini "influencer" diye tanımlayan bir grup dijital içerik üreticileri takip ediyor, onların çektiği videoları izliyor ve paylaşımlarını beğenerek ya da yorum yaparak etkileşimde bulunuyor. Tüketim kültürünün modern temsilcileri olan bu insanlar, lüks yaşamları, estetik bedenler ve markalı ürünlerle boy gösterirken, ardında bıraktıkları şey ise tam bir anlam krizi.
Peki yaşadığı dönemde yerleşik düşünce kalıplarını kırarak, geleceği temsil eden gelenek karşıtı düşünce biçimi ile yaşam felsefesi disiplini kurucularından Friedrich Nietzsche’nin perspektifinden günümüz influencerlarını anlamaya çalışsaydık eğer nasıl olur du?
Nietzsche, modern toplumların Tanrı'nın ölümüyle birlikte değerlerini kaybettiğini ve Tanrı'nın ölümünün sadece dini inançların yıkımı değil, aynı zamanda metafizik temelli anlam sisteminin de bir çöküşü olduğunu dile getirmiştir. Bu boşluğu doldurmak için modern toplumlardaki yeni insanlar yeni bir "kutsal" yaratmak zorunda kaldılar. Bugünün kutsalı artık markalar, beğeniler ve görünürlük.
Günümüzde tüketim toplumları bireyleri artık ne olduğu ile değil de "neye sahip olduğu" ile tanımlıyorlar. Influencerlar tam da bu sistemin merkezinde yer alan ve yaratılan yeni kutsallıkları üreten figürler olmaya başladılar. Modadan yaşam tarzına, beslenmeden seyahat etmeye kadar standartları yeniden belirleyen influencerlar, çoğu zaman bir olayı veya nesneyi varmış gibi yaparak yani aslında gerçeğin yerini alarak yerlerini aldılar bile (Baudrillard, 1994).
Nietzsche, sürü ahlakı kavramıyla kendi değerlerini yaratmak yerine, bireylerin, toplumun belirlediği doğrulara uymayı tercih etmelerini eleştirir. Günümüzde ise milyonlarca insan influencerların yarattığı yapay yaşam tarzına körü körüne uymayı tercih ediyor. Aslında sürünün modern versiyonu diyebiliriz. Sürü artık fiziksel değil de sanki dijital bir topluluk! Bir içeriğin beğenilmesi için son trendlere uygun olması gerekir. Bu da özgünlükten çok dijital dünyada algoritmaların, yazılım sistemlerinin hoşuna gidecek içerikler üretmeye sebep olur. Nietzsche için bu durum yaratıcılığın ve bireyselliğin ölümüdür. Çünkü Nietzsche'ye göre gerçek anlam, kişinin kendi içinden doğmalıdır, dış bir onayla değil!
Nietzsche'nin bir diğer ünlü kavramı olan "Übermensch" yani üstinsan, kendi değerlerini yaratan, gerçek anlamı dışarıda değil de kendi öz iradesi ile bulan kişidir. Bugünün dijital içerik üreticileri ise çoğu zaman bir markanın uzantısı, bir reklam yüzü veya sponsorunun sesidir. Burada asıl sorulması gereken soru bence insanlar mı fikirleri yaratır, yoksa fikirler mi insanları inşa eder? Nietzsche'ye göre üstinsan, kendi anlamını inşa edendir. influencer tabanlı popüler kültür ise anlamı dışsallaştırarak kitlelere servis eder.
Nietzsche günümüzde yaşamış olsaydı influencerlara sadece ahlaki bir eleştiri getirmekle kalmazdı, bu tip bir oluşumun insanı yaratıcılıktan, içsellikten ve gerçek anlamdan nasıl uzaklaştırdığını da gösterirdi. Tüketim merkezli bu dünyada kendimizi tekrar tekrar üreterek aslında kendimizden nasıl da uzaklaştığımızın farkında değiliz.
Bence yapmamız gereken şey, influencerları yargılamak değil; aksine, kendi hayatımızda sorgulamadan kabul ettiğimiz bazı anlamları cesaretle tekrar gözden geçirmek olmalı. Çünkü bu çağda en radikal olgu, görünür olmak uğruna özgünlüğümüzden vazgeçmek değil, sessizlikte ve içimizde kendi hakikatimizi kendi gerçek anlamımızı inşa etmektir.
Bilim ve felsefeyle kalın.




Comments